Kayseri’de Bir Sabah: Haritaların İçinde Kaybolan Bir Gençlik
Hasironu olarak bu yazımızda “ABD kaçıncı en büyük ülkedir” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!
Sabahın erken saatleri… Kayseri’nin o sert ama bir o kadar da içe işleyen soğuğu odamın camına vururken uyanıyorum. Perdeler tam kapanmamış, ince bir ışık çizgisi yatağımın kenarına düşüyor. O çizgiye bakarken aklımdan garip düşünceler geçiyor; bazen insan en basit anlarda bile hayatın ağırlığını hissediyor.
Bugün yine defterimi açtım. Günlük tutmak bana hep iyi geliyor. Kelimelerle konuşamadığım şeyleri kağıda döküyorum. İçimde bir yerlerde sürekli büyüyen bir soru var. Belki de basit bir coğrafya sorusu gibi görünüyor ama değil. “ABD kaçıncı en büyük ülkedir?” sorusu, benim için sadece bir bilgi değil, bir karşılaştırma, bir merak, hatta biraz da içsel bir hesaplaşma.
Coğrafya Dersinden Kalan Bir Soru: ABD Kaçıncı En Büyük Ülkedir?
Lise yıllarını hatırlıyorum. Coğrafya dersinde öğretmenimiz haritayı tahtaya asmıştı. O büyük dünya haritası, sınıfın duvarında neredeyse canlı gibiydi. Her ülke bir renk, her sınır bir çizgi… Ama o çizgilerin ardında ne hayatlar olduğunu o zamanlar hiç düşünmezdim.
Bir gün öğretmenimiz sormuştu:
“Dünyanın yüzölçümü en büyük ülkeleri hangileridir?”
Sınıf sessizdi. Birkaç kişi Rusya dedi, birkaç kişi Kanada… Ben ise defterime bakıp çizgiler çiziyordum. O an hayatımda ilk kez “büyüklük” kavramı kafamda farklı bir yere oturdu. Sadece güçlü olmak ya da kalabalık olmak değildi bu; toprakların genişliği, insanın ufkunu da genişletiyordu sanki.
Ve cevap netti:
Dünyanın en büyük ülkesi Rusya, ikinci Kanada, üçüncü ise Amerika Birleşik Devletleri yani ABD.
İşte o cümle, yıllar sonra bile aklımda kalmıştı. ABD kaçıncı en büyük ülkedir sorusunun cevabı basit gibi görünse de, benim içimde büyüyen şey bambaşkaydı. Üçüncü olmak… Sanki dünyanın dev bir sahnesinde önemli ama ikinci planda bir rol gibi hissettirmişti o bilgi bana. Neden bilmiyorum, o yaşta bile sıralamalar bana çok şey ifade ediyordu.
Kayseri Sokaklarında Düşüncelerle Yürürken
Bugün öğleden sonra dışarı çıktım. Kayseri’nin taş sokaklarında yürürken rüzgâr yüzüme vuruyordu. Ellerim cebimdeydi ama içim cebimde değildi. Düşüncelerim çok daha uzaklardaydı.
Bir bankta oturdum. Telefonumu çıkardım ve tekrar yazdım: “ABD kaçıncı en büyük ülkedir?”
Parmaklarım ekrana dokunurken aslında bir cevaptan fazlasını arıyordum. Bilgiye ulaşmak kolaydı, ama o bilginin bende uyandırdığı duyguyu anlamak zordu.
ABD üçüncü en büyük ülkeydi.
Ama benim içimde bu bilgi başka şeyleri tetikliyordu. Mesela kendi hayatımın nerede durduğu gibi… Kayseri’de küçük bir evde, küçük hayallerle büyüyen bir genç olarak dünyadaki dev ülkelerle kendimi kıyaslamamın ne kadar anlamsız olduğunu biliyordum ama yine de yapıyordum.
Bazen insan mantığını değil, hislerini dinliyor.
Bir Kütüphanede Haritaların Sessizliği
Akşamüstü kütüphaneye gittim. Raflar arasında dolaşırken elime eski bir dünya atlası geçti. Sayfaları sararmıştı ama haritalar hâlâ netti. O sayfalara bakarken zaman yavaşladı.
Rusya’nın devasa alanı… Kanada’nın uçsuz bucaksız ormanları… Ve ABD’nin geniş ama dengeli görünümü…
Parmaklarımı haritanın üzerinde gezdirirken içimden garip bir duygu yükseldi. Sanki ülkeler sadece toprak değil de, birer insanmış gibi hissettim. Rusya dev bir yalnızlık, Kanada sessiz bir genişlik, ABD ise sürekli hareket eden bir kalabalık gibiydi.
O an tekrar düşündüm:
ABD kaçıncı en büyük ülkedir?
Üçüncü.
Ama üçüncü olmak bazen “az” değil, “çok büyük bir sorumluluk” gibi geliyor insana. Çünkü ilk iki devin arasında, kendi kimliğini koruyarak var olmak kolay değilmiş gibi.
Defterime şunu yazdım:
“Belki de büyüklük sıralamada değil, taşıdığın anlamdadır.”
O cümleyi yazarken içimde hafif bir sızı hissettim. Çünkü kendi hayatımı da hep bir sıralamaya sokmaya çalışıyordum. Başarılı mıyım, geride miyim, ileride miyim…
Haritaların Öğrettiği Sessiz Gerçek
Haritalar bana şunu öğretti: Dünya aslında bir yarış değil. Ama insan zihni her şeyi yarışa çeviriyor. Ülkeleri bile.
ABD’nin üçüncü sırada olması, aslında onun gücünü azaltmıyor. Tam tersine, onu daha karmaşık bir yere koyuyor. Geniş, güçlü, etkili ama aynı zamanda sürekli değişen bir yapı…
Ben bunu düşünürken, Kayseri’nin dışındaki dünya bir anda daha gerçek geliyor bana. Sanki odamın duvarları inceliyor ve dünya içeri giriyor.
Gece ve Düşüncelerin Ağırlaşması
Gece olduğunda Kayseri’nin ışıkları uzaktan küçük parıltılar gibi görünüyor. Odamda yalnızım. Pencereyi açıyorum, soğuk hava içeri doluyor.
Defterim önümde açık. Gün boyunca aklımda dönen tek bir cümle var:
ABD kaçıncı en büyük ülkedir?
Üçüncü.
Ama artık bu bilgi bana sadece bir coğrafya gerçeği gibi gelmiyor. Bir anlam taşıyor. İnsanların dünyayı nasıl sıraladığını, nasıl kategorilere ayırdığını hatırlatıyor.
Ben de kendi hayatımı sıralıyorum bazen. Nerede olduğumu, nereye gittiğimi, ne kadar yolum kaldığını… Ama bu sıralamaların çoğu beni yormaktan başka bir işe yaramıyor.
Bugün bunu daha net hissediyorum. Bir ülkenin büyüklüğü bile tek başına bir anlam ifade etmiyorsa, benim kendi hayatımın büyüklüğünü nasıl ölçebilirim?
İçimdeki Uzak Coğrafya
Bazen kendimi bir haritanın üzerinde yürüyormuş gibi hissediyorum. Kayseri küçük bir nokta, dünya ise devasa bir alan. ABD gibi ülkeler bu dev haritada sadece büyük parçalar değil, aynı zamanda hikâyeler.
Benim hikâyem ise daha küçük ama daha yoğun.
Kendi içimde şunu fark ediyorum: ABD’nin üçüncü en büyük ülke olması, bana sadece bir bilgi değil, bir bakış açısı kazandırıyor. Her şeyin büyüklüğünü sadece ölçüyle değerlendiremeyeceğimi hatırlatıyor.
Çünkü bazı şeyler geniş değildir ama derindir.
Son Düşünceler: Bir Gecenin İçinde Büyüyen Sessizlik
Gece ilerliyor. Kayseri sessizleşiyor. Uzakta bir köpek sesi, sonra tekrar sessizlik…
Defteri kapatmadan önce son bir kez yazıyorum:
“Dünya büyük. Ülkeler büyük. Ama insanın içindeki soru işareti bazen hepsinden daha büyük.”
ABD kaçıncı en büyük ülkedir sorusunun cevabı değişmiyor. Üçüncü. Ama benim içimdeki anlamı değişiyor.
Artık bu bilgi, sadece coğrafi bir sıralama değil. Hayatı, karşılaştırmaları ve insanın kendi yerini arayışını hatırlatan bir işaret gibi.
Pencereyi kapatıyorum. Soğuk dışarıda kalıyor. Ama düşünceler içimde kalmaya devam ediyor.
Umarız “ABD kaçıncı en büyük ülkedir” ile ilgili aklınızdaki sorulara yanıt bulabildik. Hasironu ekibinden sevgilerle!