Kürek Çekmek Omuz Genişletir Mi? Edebiyatın Gücüyle Bir İnsanın Gelişimi Kelimenin Gücü: Anlatıların Dönüştürücü Etkisi Edebiyat, bazen bir kasın güçlenmesinden daha fazlasını anlatır; kelimeler, karakterler ve temalar, insan ruhunun farklı yönlerini şekillendirir. Her bir anlatı, okurun zihninde derin bir etki bırakabilir, bir kişiliği, bir duyguyu, hatta bir düşünceyi dönüştürebilir. Kelimeler, sadece hafızalarda değil, bedenlerde de izler bırakabilir. O yüzden “Kürek çekmek omuz genişletir mi?” sorusunu sadece fizyolojik bir soru olarak değil, insanın içsel gelişimi ve dönüşümü üzerine de bir keşif olarak görmek gerekir. Bir karakterin fiziksel mücadelesiyle başlayan bir hikâye, bazen duygusal bir dönüşümün de başlangıcı olabilir. Kürek çekmek, sadece…
Yorum BırakÖrgü ve Hikaye Yazılar
İkincil Arıtma Nedir? Gerçek Hayattan Bir Hikâye Ankara’nın o kalabalık, gürültülü sokaklarında yürürken, bir yandan da çevremdeki her şeyin ne kadar “kirli” olduğunu fark ederim. Bazen insanlar, doğaya veya çevreye verdikleri zararı o kadar umursamıyor ki, bu durum bana çok şaşırtıcı geliyor. Ama bir yandan da, şehrin altyapı sistemleri, yani su arıtma tesisleri gibi şeylerin önemini düşündükçe, her şeyin ne kadar sistematik bir şekilde işlediğini fark ediyorum. Bu yazımda ise, genelde “teknik bir konu” olarak görülen ikincil arıtma sistemlerini ele alacağım. Ama bu yazı bir rapor değil, biraz daha hikâye tadında olacak. Hem verileri hem de günlük hayattan örnekleri harmanlayarak…
Yorum BırakSözler Yayınevi Yasaklı Mı? Bir sabah uyandım, gözlerim mahmur, kafamda dağınık bir düşünce yumağı var. Hani şu kafana düşen bir taş gibi, ama taş yerine koca bir soru: “Sözler Yayınevi yasaklı mı?” Hemen kahvemi alıp bilgisayarı açtım, tabii ki ilk işim sosyal medya oldu. Ama bu soru var ya, bir şekilde kafamda dönmeye başladı, peşimi bırakmadı. “Ya Sözler Yayınevi yasaklıysa?” diye düşünmeye başladım. Yine benim klasik içsel sorgulamalarım: “Bir yayınevinin yasaklı olması ne demek ki? Yani, kitapları sokakta mı yasaklıyorlar? Fiyatları mı arttı? Yoksa sadece kitabı okuyanları mı yasaklıyorlar?” Her şekilde düşündüm, sonunda kafamda kocaman bir soru işaretiyle kaldım. Sözler…
Yorum BırakRüyada Bol Bol Yemek Görmek Ne Anlama Gelir? Küresel ve Yerel Bir Bakış Rüyada Bol Bol Yemek Görmek: Genel Anlamı Rüya tabirleri hepimiz için bir nevi gizemli bir yolculuk gibidir. Yatmadan önce “Bu gece ne göreceğim acaba?” diye düşünmeden edemeyiz. Rüyada bol bol yemek görmek, oldukça sık karşılaşılan bir rüya türüdür ve genellikle anlamı üzerine kafa yorulan bir konu olmuştur. Peki, bu rüyayı görmek, gerçekten iyi bir şey mi? Yavaşça derinlemesine bakmaya başlayalım. Yemek, hem hayatta hayati bir öneme sahip olan hem de kültürel anlamları olan bir şey. Bu yüzden rüyalarda da önemli bir sembol haline geliyor. Rüyada yemek görmek,…
Yorum BırakFaiz Dışı Fazla Nedir? Tarihsel Bir Perspektif Giriş: Geçmişi Anlamanın Bugünü Yorumlamadaki Rolü Ekonominin karmaşık yapıları ve toplumsal düzeni üzerinde düşünürken, bazı terimler ve kavramlar zamanla derin anlamlar kazanır. Geçmişin ekonomik sistemlerine baktığımızda, günümüzün finansal dilini doğru anlamamız için önemli ipuçları bulabiliriz. Birçok ekonomi politikası ve mali uygulama, yıllar içinde gelişen toplumsal yapılar ve ideolojilerle şekillenmiştir. Bu yazıda, faiz dışı fazla kavramına tarihsel bir perspektiften bakacağız. Özellikle devlet bütçeleri, finansal politikalar ve ekonomik reformlar arasındaki ilişkileri inceleyerek, bu terimin geçmişte nasıl şekillendiğini ve bugün nasıl kullanıldığını anlayacağız. Faiz dışı fazla, devletlerin borç ödeme kapasitesini, maliye politikalarını ve ekonomik sağlığı ölçen…
Yorum BırakBabil Neden Yok Oldu? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Değerlendirme İstanbul’un kalabalık sokaklarında yürürken, her gün gördüğüm yüzler, her gün karşılaştığım yaşam mücadeleleri bana bir şey hatırlatıyor. Şehirdeki her bir birey, bir şekilde tarihsel bir yolculuğun parçası. Babil, bir zamanlar dünyanın en güçlü uygarlıklarından biriydi ve pek çok bakımdan ileriyi gören bir toplumdu. Ama yine de bir şekilde yok oldu. Peki, neden? Babil’in çöküşünü sadece savaşlar, ekonomik zorluklar ya da askeri yenilgilerle açıklamak kolay. Ama sokakta, işyerlerinde, hatta toplu taşımada gördüğüm her sahne, bana bu çöküşün toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle ne kadar ilişkili olduğunu düşündürüyor.…
Yorum BırakDativ Ne Hali? Psikolojik Bir Mercekten Bakış Giriş: Dilin Psikolojik Derinliklerine Yolculuk Bir psikolog olarak, insan davranışlarının ve zihinsel süreçlerinin arkasındaki karmaşık yapıların izini sürmek bana her zaman büyüleyici gelmiştir. İnsanların nasıl düşündüğünü, iletişim kurduğunu ve anlamları nasıl inşa ettiğini anlamaya çalışırken, dilin önemli bir rol oynadığını fark ettim. Dil, sadece kelimelerden ibaret değildir; düşüncelerimizi şekillendirir, duygularımızı yansıtır ve toplumsal bağlarımızı güçlendirir. Bugün, dilin bu yönünü biraz daha derinlemesine inceleyeceğiz. Özellikle de dilbilgisi açısından sıkça karşılaşılan, ancak çoğu zaman farkında olunmayan bir kavram: Dativ hali. “Dativ” nedir ve bu dilbilgisel yapı, psikolojik açıdan bize ne anlatır? Hadi gelin, dilin derinliklerine…
Yorum BırakBilişim Öğretmeni Sayısal mı Sözel mi? Geçmişten Günümüze Bir Tarihsel Analiz Bir tarihçi olarak, her bir toplumsal değişim ve dönüşümün ardında, köklü bir geçmişin izlerini görmek beni her zaman büyülemiştir. Özellikle eğitim gibi dinamik ve evrilen bir alanda, geçmişin bugüne nasıl etki ettiğini, hangi kırılma noktalarının bu günleri şekillendirdiğini anlamak, insanlık tarihine daha derin bir bakış açısı kazandırır. Bugün, “Bilişim öğretmeni sayısal mı sözel mi?” sorusunun ardındaki tarihsel bağlamı irdelemek istiyorum. Bu soru, eğitimdeki büyük dönüşümleri, toplumsal ihtiyaçları ve teknolojik gelişmeleri anlamak için bir fırsat sunuyor. Peki, bilişim öğretmeninin kimliği, sayısal mı yoksa sözel bir alanla mı ilişkilendirilmeli? Geçmişten Bugüne…
Yorum BırakÜstü mü, Üzeri mi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir İnceleme Toplumun her kesimi, dilin gücünü farklı şekillerde deneyimler. Kelimeler, sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal normları, değerleri ve adaletsizlikleri şekillendiren araçlardır. Bu bağlamda, “üstü mü, üzeri mi?” gibi basit gibi görünen bir dil meselesi, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından büyük bir anlam taşır. Bu yazıda, İstanbul sokaklarında, toplu taşımalarda ve işyerlerinde karşılaştığım günlük örneklerden yola çıkarak, dilin ve özellikle de kelimelerin sosyal yapıları nasıl dönüştürdüğünü ve güç ilişkilerini nasıl pekiştirdiğini inceleyeceğim. Dilin ve Cinsiyetin Gücü “Üstü mü, üzeri mi?” sorusu, İstanbul’un sokaklarında sıkça duyduğumuz,…
Yorum BırakBayır Aşağı Kaçıncı Viteste İnilir? Felsefi Bir Bakış Açısı Felsefe, her şeyin derinliklerine inmek, yüzeyin ötesinde anlamlar aramakla ilgilidir. Bir araba bayır aşağı inerken kaçıncı viteste olması gerektiği sorusu, ilk bakışta teknik bir konu gibi görünebilir. Ancak, bu basit görünüşlü soru, aslında insanın yaşamı, kararları ve eylemleri üzerine çok derin felsefi sorular barındırır. Bu yazıda, bayır aşağı inmenin sembolik bir eylem olarak etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden nasıl ele alınabileceğini keşfedeceğiz. Bu, yalnızca bir sürüş deneyimi değil, aynı zamanda insanın bilinçli seçimleri, değerleri ve varoluşsal soruları üzerinde düşünme fırsatıdır. Etik Perspektif: Duygular ve Sorumluluk Bayır aşağı inerken hangi viteste olacağımıza…
Yorum Bırak