Katmerci Dayıya Ne Oldu? Bir Sokak Lezzetinin Sessiz Hikâyesi
Bazı sorular vardır ki, sadece bir merakın değil; bir kültürün, bir hafızanın ve bir toplumsal değişimin de habercisidir. “Katmerci Dayıya ne oldu?” da tam olarak öyle bir soru. Belki siz de benim gibi, sabah işe yetişirken köşedeki dumanı tüten tezgâhı görmeye alışmıştınız. Belki hafta sonu kahvaltılarının vazgeçilmeziydi onun çıtır katmeri. Şimdi ise ne o koku var, ne o gülümseyen yüz… Hadi gelin, bu konuyu tek bir yanıtla geçiştirmeyelim. Farklı bakış açılarıyla, farklı zihinlerin merceğinden bakalım: Belki aradığımız cevap, rakamlarla olduğu kadar duygularda da saklıdır.
Bir zamanlar sokakların yıldızıydı
Şehrin eski sokaklarında sabah erken saatlerde bir telaş olurdu. Sıcak sacın üstünde pişen katmerin kokusu mahalleyi sarar, Katmerci Dayı’nın sesi uzaktan duyulurdu: “Taze çıktı, sıcak katmer!” O sadece bir satıcı değil, sabah rutinimizin parçasıydı. Herkesin hayatında küçük bir yeri vardı. Şimdi ise o köşede bir zincir kahvecinin tabelası parlıyor. Peki ne değişti?
Erkeklerin gözünden: Veri, ekonomi ve gerçekler
1. Ekonomik dalgalar ve işletme maliyetleri
Çoğu erkek, bu soruya analitik yaklaşır: “Basit, işler tutmadı.” Gerçekten de son yıllarda artan maliyetler, sokak satıcılarının en büyük sorunu oldu. Un, yağ, kaymak gibi temel ürünlerin fiyatları katlanırken, küçük esnaf kâr marjını koruyamaz hale geldi. Gıda enflasyonu ve enerji maliyetleri birleşince, tezgâhı açık tutmak zorlaştı. Katmerci Dayı gibi geleneksel ustalar da bu fırtınaya dayanamayarak kepenk indirdi.
2. Yeni tüketim alışkanlıkları ve rekabet
Modernleşen şehir hayatı da bir başka neden. İnsanlar artık sabah kahvaltısını evde ya da zincir kafelerde geçiriyor. Hızlı yaşam temposu, “ayaküstü lezzet” kültürünü geriye itti. Verilere göre, son 5 yılda sokak yemeği tüketimi şehir merkezlerinde %35 oranında azaldı. Katmerci Dayı’nın yerini bir uygulama üzerinden sipariş ettiğimiz kahvaltı tabakları aldı.
3. Dijitalleşme ve görünürlüğün azalması
Dijital çağın etkisi de yadsınamaz. Reklamı olmayan, sosyal medyada görünmeyen küçük esnaf artık kolay fark edilmiyor. Katmerci Dayı belki hâlâ bir yerlerde tezgâh açıyor ama biz onun nerede olduğunu bilmiyoruz. Artık sokakta rastlamak yerine, arama çubuğuna yazıyoruz: “En yakın katmerci.” Oysa o, tabelasız bir duyguydu.
Kadınların gözünden: Toplumsal değişim, duygular ve hafıza
1. Kültürel değerlerin sessiz kayboluşu
Kadınlar meseleyi daha bütüncül görür: Bu sadece bir esnafın kayboluşu değil, bir kültürün sönüşüdür. Katmerci Dayı, sokakların sıcaklığını temsil ediyordu. Her gün selam verdiğimiz, çocuklara bedava bir parça veren o adam, artık yok. Bu da şehirlerin ruhunu biraz daha silikleştiriyor. “Gelişiyoruz” derken, aslında bir parçamızı kaybediyoruz.
2. İnsan ilişkilerinin zayıflaması
Eskiden Katmerci Dayı sadece bir satıcı değil, sohbet arkadaşıydı. “Okul nasıl gidiyor?” diye sorar, “Bugün canın sıkkın” derdi. Şimdi kahvaltımızı ekran karşısında yapıyoruz. Bu sadece bir lezzetin değil, insan ilişkilerinin de kayboluşu. Belki de o yüzden bazı kadınlar hâlâ eski mahallelerini arıyor; çünkü orada sadece katmer değil, sıcak bir selam da vardı.
3. Toplumsal hafızanın silinmesi
Her sokak satıcısı, bir şehrin hikâyesidir. Katmerci Dayı da bu hikâyenin önemli karakterlerinden biriydi. Onun kayboluşu, yalnızca bir tezgâhın kapanması değil; şehir hafızasının bir sayfasının kapanmasıdır. Biz fark etmesek de, bu küçük kayıplar birikir ve sonunda koca bir boşluk yaratır.
Peki, şimdi ne yapmalı?
Şimdi size sormak istiyorum: Biz mi değiştik, yoksa dünya mı? Belki de her ikisi… Belki de Katmerci Dayı hâlâ bir köşede tezgâhını kuruyor, ama biz artık o köşeden geçmiyoruz. Belki de yeni nesil katmerciler, sosyal medyada büyüyor ve biz eski dostu unutuyoruz. Ya da belki de o artık torunlarına ustalığını öğretiyor ve başka bir hikâyenin kahramanı oluyor.
Sonuç: Bir kayboluş değil, bir hatırlama çağrısı
Katmerci Dayıya ne oldu? sorusunun cevabı aslında çok katmanlı. Ekonomi, teknoloji ve şehirleşme onu görünmez kılmış olabilir. Ama belki de mesele o kadar basit değildir. Belki biz, hızla değişen dünyada eski değerleri korumayı unuttuk. Belki de onu yeniden bulmak, o köşe başında yeniden durmak bizim elimizdedir. Çünkü bir şehrin ruhu, sadece binalarda değil, o binaların önünde katmer pişiren ellerdedir.
Şimdi sıra sizde: Sizce Katmerci Dayı’ya ne oldu? Hangi hikâyeye daha yakın hissediyorsunuz — sayılarla konuşan aklınkine mi, yoksa duygularla anlatılan kalbin hikâyesine mi?