Hasironu takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Baklavaata kül dökülür mü” konusunu seven herkes için hazırlandı.
Baklavaata Kül Dökülür mü? Tatlının Üstüne Gelenek mi, Şaşkınlık mı Serpilir?
İzmir’de sıcak bir yaz akşamı, arkadaşlarla oturmuş çay içiyoruz. Masanın ortasında kocaman bir tepsi baklava var. Herkes klasik şekilde bir dilim almanın peşinde. Tam o sırada arkadaşlardan biri ciddi ciddi ortaya bir soru atıyor:
“Baklavaata kül dökülür mü?”
Masada birkaç saniyelik sessizlik oluyor. Hani bazen biri öyle bir soru sorar ki herkes önce anlamaya çalışır, sonra gülmeye başlar ya… Tam olarak öyle.
Ben de elimde çatal, baklavaya bakıyorum. Bir yandan “Bu nasıl bir soru?” diye düşünüyorum, diğer yandan içimde küçük bir araştırma görevlisi uyanıyor.
“Acaba gerçekten böyle bir şey var mı?”
İşte benim hayatımın özeti de biraz bu zaten. Dışarıdan bakınca sürekli şaka yapan, arkadaş ortamında herkesi güldüren biri gibi görünürüm. Ama kafamın içinde bazen gereğinden fazla toplantı yapılır. İnsanlar “Boş ver ya” der, benim beynim “Ama neden boş veriyoruz, konuyu detaylı incelememiz gerekmez mi?” diye toplantı başlatır.
Baklavaata kül dökülür mü sorusu da benim için tam böyle bir konu oldu. Önce güldüm, sonra düşündüm, sonra araştırma isteği geldi. Çünkü bazı küçük sorular vardır; cevaplarından çok ortaya çıkardığı sohbet önemlidir.
Baklavaata Kül Dökülür mü? Önce Sorunun Kendisine Bakalım
Baklava, yıllardır sofralarımızın baş tacı olan bir tatlı. İncecik açılmış yufkalar, bol ceviz veya fıstık, şerbetin o tatlı dokunuşu… Kısacası baklava zaten kendi başına büyük bir olay.
Şimdi bunun üzerine kül dökülmesi fikri kulağa biraz tuhaf geliyor.
Düşünsenize:
Bir misafirliğe gidiyorsunuz. Ev sahibi gururla baklavayı getiriyor. Herkes hayran hayran bakıyor. Tam ilk lokmayı alacakken biri çıkıp:
“Bir dakika, biraz kül ekleyelim.”
diyor.
O anda ortamın enerjisi değişir. Çünkü insan zihni hemen alarm verir.
“Ne külü?”
“Odun külü mü?”
“Baklavanın içine mi?”
“Tatlıya neden böyle bir macera yaşatıyoruz?”
Ben olsam ilk beş saniye gülerim, sonraki beş saniye ciddi ciddi düşünürüm, onuncu saniyede de internette araştırmaya başlarım. Çünkü merak bazen insanın peşini bırakmıyor.
Kül Meselesi Nereden Çıkıyor?
Aslında kül konusu tamamen rastgele ortaya atılmış bir fikir değil. Geleneksel mutfaklarda geçmişten gelen bazı uygulamalar bulunuyor. Özellikle bazı bölgelerde külün çeşitli amaçlarla kullanıldığı bilinir.
Fakat burada önemli olan nokta şu: Her duyulan eski uygulama, bugün doğrudan uygulanacak anlamına gelmez.
Eskiden insanlar bazı yöntemleri ellerindeki imkanlarla geliştirmişlerdir. Bugün ise mutfakta kullandığımız malzemeler, hijyen standartları ve üretim yöntemleri çok daha farklıdır.
Yani büyükannemizin mutfakta yaptığı her şey değerlidir ama “Büyükannem böyle yapıyordu” cümlesi bazen tek başına yeterli olmayabilir.
Mesela benim çocukluğumda da bazı yemeklerin içine “bir tutam sevgi” konurdu. Sevginin miktarını kimse ölçmezdi. Ben hâlâ düşünüyorum:
Acaba sevgi kaşıkla mı ekleniyordu, göz kararı mı?
Beynim yine gereksiz bir araştırma başlattı.
Baklavaya Kül Serpmek Fikri Neden İnsanları Şaşırtıyor?
Çünkü baklava bizim için sadece bir tatlı değil.
Baklava biraz misafirliktir.
Biraz bayramdır.
Biraz “Sen otur, ben çayı koyuyorum” cümlesidir.
Biraz da çocukken tabağa fazla şerbet dökülmesin diye büyüklerin yaptığı küçük mücadeledir.
Böyle özel bir tatlının üzerine kül kelimesi gelince insanın zihninde garip bir görüntü oluşuyor.
Bir tarafta altın gibi parlayan baklava…
Diğer tarafta gri renkli kül…
Beyin hemen itiraz ediyor.
“Bunlar aynı masada nasıl oturacak?”
Aynı benim arkadaş grubum gibi. Bir masada çok düzenli biri, çok dağınık biri, sürekli espri yapan biri ve her şeyi analiz eden biri bulunuyor. Yani aslında baklava ile külün yan yana gelmesi biraz bizim arkadaş grubuna benziyor.
Garip ama ilginç.
Arkadaş Sohbetinde Baklava ve Kül Tartışması
Geçenlerde yine böyle bir sohbet açıldı.
Arkadaşım:
— Abi düşün, biri sana kül dökülmüş baklava verse yer misin?
Ben:
— Önce kim yaptı diye sorarım.
— Neden?
— Çünkü güven önemli. Belki adam yanlışlıkla döktü.
— Ya bilerek yaptıysa?
— O zaman psikolojik olarak hazırlanırım.
Bazen arkadaş ortamında en basit konu bile üç aşamalı tartışmaya dönüşüyor. Normal insanlar “Yerim” veya “Yemem” deyip geçer. Bizim ekip ise sanki uluslararası tatlı konferansı düzenliyoruz.
Sonra konu bir anda şuraya geliyor:
“Acaba eski insanlar ne düşünüyordu?”
“Acaba bugün farklı tatlar denemeye fazla mı kapalıyız?”
“Acaba bizim damak tadımız değişti mi?”
Saat gece 01.30.
Masada çaylar bitmiş.
Kimse eve gitmiyor.
Konu hâlâ baklava.
Gelenek ile Deney Arasında İnce Bir Çizgi Var
Mutfak aslında sürekli değişen bir alan. Bugün bize garip gelen bazı tatlar geçmişte normal kabul edilmiş olabilir. Aynı şekilde bugün yaptığımız bazı şeyler gelecekte insanlara ilginç gelebilir.
Ama burada temel mesele güven ve uygunluktur.
Baklava gibi hassas bir tatlının üzerine herhangi bir kül türünü rastgele eklemek doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü külün türü, temizliği ve kullanım amacı önemlidir.
Yani “Eskiden kullanılmış” olması, her külün yenilebilir olduğu anlamına gelmez.
Bu noktada biraz kendimle dalga geçmem gerekiyor. Çünkü bazen yeni bir şey duyunca hemen maceraya atılma isteğim oluyor.
Bir arkadaşım yeni bir kahve çeşidi önerse:
“Deneyelim.”
Yeni bir tatlı çıksa:
“Bakalım nasılmış.”
Ama konu baklavaya kül olunca içimdeki maceracı taraf bile biraz duruyor.
İç sesim:
“Tamam, yeniliklere açığız ama bazı kapıları da kapalı tutalım.”
diyor.
Baklava Kültüründe Önemli Olan Lezzetin Dengesi
Baklavanın güzelliği zaten dengesinde saklıdır.
Yufkanın inceliği…
Şerbetin kıvamı…
İç malzemenin kalitesi…
Üzerindeki fıstığın veya cevizin uyumu…
Bütün bunlar bir araya geldiğinde ortaya yıllardır sevilen bir tat çıkar.
Bazen insanlar farklılık yaratmak için alışılmadık şeyler denemek ister. Bu çok normaldir. Mutfak zaten denemelerle gelişir.
Ama bazı klasikler vardır ki onları değiştirmeden sevmek de ayrı bir keyiftir.
Mesela İzmir’de güzel bir akşamüstü, çayın yanında gelen taze bir baklava düşünün. Yanında sohbet var, kahkaha var, eski anılar var.
O an kimsenin aklına kül gelmez.
Çünkü bazen en güzel tarif, içine biraz huzur eklenen tariftir.
Baklavaata Kül Dökülür mü Sorusu Aslında Ne Anlatıyor?
Bence bu soru sadece bir tatlı sorusu değil.
İnsanların merakını, geçmişe olan ilgisini ve farklı şeyleri deneme isteğini gösteriyor.
Bir yandan geleneklerimize bağlı kalıyoruz, diğer yandan yeni şeyleri keşfetmek istiyoruz.
Bu ikisi arasında sürekli gidip geliyoruz.
Ben de öyleyim.
Arkadaşlarım bana bazen:
“Sen her şeyi neden bu kadar düşünüyorsun?”
diye soruyor.
Cevabım basit:
“Çünkü en küçük şey bile bazen güzel bir hikâyeye dönüşebiliyor.”
Baklavaata kül dökülür mü sorusu da böyle bir hikâye oldu işte.
Başta sadece komik bir soru gibi geldi.
Sonra sohbet konusu oldu.
Sonra geçmişten bugüne mutfak alışkanlıklarını düşündürdü.
Sonunda da şunu hatırlattı:
Hayatta bazen en güzel anlar, en basit soruların içinden çıkar.
Son Dilim Baklava ve Büyük Karar
Gece sonunda masada son bir dilim baklava kalır.
Arkadaş grubunun en büyük sınavıdır bu.
Kimse almak istemez gibi yapar ama herkes göz ucuyla bakar.
“Sen al.”
“Yok sen al.”
“Ben tokum.”
“Ben de.”
Ama herkes hazırdır.
İşte o anda biri çatalı uzatır.
Ve bütün tartışma biter.
Kül yoktur.
Sadece baklava vardır.
Belki de mesele tam olarak budur. Bazı şeyleri fazla karmaşıklaştırmadan, olduğu gibi tadını çıkarmak gerekir.
Baklavaata kül dökülür mü sorusunun cevabı kadar, bu sorunun bize açtığı sohbet de önemlidir. Çünkü bazen bir tatlı dilimi sadece tatlı değildir; içinde anılar, kahkahalar ve uzun gece sohbetleri saklar.
Ve kabul edelim…
Çayın yanında güzel bir baklavanın karşısında insanın aklına gelen son şey biraz kül serpmektir.
Bu içeriğimizle “Baklavaata kül dökülür mü” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Hasironu okurlarına sevgilerle!