İçeriğe geç

Favori filmin İngilizcesi ne ?

What’s the English Title of Your Favorite Movie?

İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Arkadaş ortamımda sürekli espri yapıyorum ama içten içe her şeyi fazla düşünüyorum. Evet, o ikili hâl… Kafamda her an bir komik sahne çekerken, biraz da kaygıyla geleceğe bakıyorum. Bunu da kimseye belli etmeden yapıyorum tabii. Her şeyin komik bir yönü var, değil mi? Hatta bazen düşünüyorum: Ya her şey bir filmse? Eğer bir filmdeki gibi yaşasaydık, favori filmin ne olurdu?

Neyse, bu yazı da zaten favori filmin İngilizcesi ne sorusunun üzerine bir yolculuk olacak. Kimileri için bu soru, “Benim favori filmim şu!” diye basitçe cevaplanabilir. Ama benim gibi birinin kafasında “Favori filmim ne?” sorusunun cevabı neredeyse bir varoluşsal krize dönüşebiliyor.

Filmler ve Hayat Arasındaki Fark

Bir zamanlar, favori filmim “The Matrix” idi. Niye mi? Çünkü yıllarca o filmle ilgili kafamda binlerce teori dönüyordu. “Gerçek mi? Rüya mı? Neyin peşindeyim ben?” derken, kafamda dönen o döngüde bir türlü karar verememiştim. Şu an düşündüğümde, ne kadar da klasik bir 25 yaş krizi yaşadığımı fark ediyorum.

Bir gün, arkadaşlarla buluştuğumda “Matrix” hakkında muhabbet açtık. Tabii, senaryonun büyüsüne kapılacak kadar zamanım yok, ama arada bir iki espri yaparak ruh halimi dile getirmeye çalıştım.

Ben: “Ya, Matrix’i izleyip o kadar soru sorduk ki, acaba biz de birer Matrix programı mıyız? Yani ben, sen, siz, biz… Her şeyin bir kodu olabilir, değil mi?”

Arkadaşım: “Abi, bayağı kafayı yedin, birader. Yoksa bu yazıyı da Matrix’te yazıyor olabilirsin?”

Ben: “Bunu düşünecek kadar ileriye gidemedim, ama şüpheleniyorum. Gerçekten, bazen acaba her şey film mi diye düşünüyorum…”

Tabii ki, kimse ciddiye almadı. Hatta “Ya senin favori filminde ya da senin hayatında, ben bir süper kahraman olmam lazım ama neredeyse hiç fark edilmeden yaşıyorum!” diyerek gülüştük.

Filmdeki Karakterler ve Gerçek Hayat: Aynı Düşünsel Hızda Mıyız?

Filmlerle hayat arasındaki farklar, bazen o kadar ince oluyor ki, bir bakıyorsunuz kendi hayatınızın da bir film olabileceğine inanıyorsunuz. Ama işin ilginç kısmı, favori filmin İngilizcesi ne sorusunun cevabı bambaşka bir yere çıkabiliyor. Ne demek istediğimi açıklayayım.

Mesela, izlediğimiz filmlerde ana karakterin bir hedefi vardır. O hedefi almak için mücadele eder, sonunda zorlukları aşar ve hikaye mutlu sonla biter. Ama gerçek hayatta bir hedefe ulaşmak, bazen sadece çarşıya gidip en sevdiğin tatlıyı almak kadar basit oluyor. Her şey normalmiş gibi, aniden bir şeyin absürtlüğüyle karşılaşıyorsunuz. Bu absürtlükler de benim için film sahnelerinden fırlamış gibi oluyor.

Geçen gün sabah, uykusuz bir şekilde kalktım, güne başlamak için bakkala gittim. O sırada kafamda “Matrix” ile ilgili teoriler var. İçimden, “Acaba bakkal da bir Matrix programı mı?” diye geçiyor. Bir an, şüpheci bakışlarla bakkal amcaya baktım. O sırada o bakkal amcası bana bakıp, “Günaydın, evlat, yine Matrix mi düşünüyorsun?” dedi. Zihnimi okuyordu! Gerçekten her şeyin bir film olması ihtimali var mı?

Bakkal Amca: “Neyse ki, bir Matrix filminde değiliz, ama yine de o kadar kafana takma!”

İşte, o an içsel bir diyalog başladı. “Evet, haklı, her şey bir film değil ama yine de hayatta sürekli bir film çekiliyor gibi hissediyorum. Hatta biz de kendi filmimizdeki karakterleriz, değil mi?”

Favori Filmin İngilizcesi Ne? (İçimden Gelen Korkular)

Favori filmin İngilizcesi ne sorusunun cevabını verebilirken, o filmin senin hayatındaki etkilerini de anlamalısın. Şu an düşündüğümde, bazen gerçek hayatımda, filmdeki gibi dramatize edilmiş bir olayın ortasında kendimi buluyorum. Mesela, bir iş görüşmesinde ya da sosyal ortamlarda, bir bakıyorsunuz tam mükemmel bir açıklama yaparken, aniden tuhaf bir anlaşılamazlık yaşanıyor. Ve o an, kafamda “Matrix” ya da “Inception” gibi bir film gibi gerçekleşiyor.

İç Sesim: “Ya, şimdi ne yapmalıyım? Bir adım atsam, belki hikayenin başında gibiyim. Ama bir hata yaparsam, bu işin sonu fiyasko olabilir. Bütün bu yazdıklarım Matrix’in yeni bölümü gibi olacak…”

Ama sonra, durumun üzerine şaka yapmayı başarıyorum, yine rahatlıyorum. Bu espriler, biraz daha derin düşünmeme ve kendimi eğlendirmeme yardımcı oluyor. Yaşadığım bir hata ya da yanlış anlaşılma, bazen tam bir “Comedy Movie” sahnesine dönüşebiliyor.

Bir gün mesela, sevgilimle buluşuyorum, yeni tanıştık. Birkaç dakikalık sessizliği “Kötü bir film sahnesi gibi” diye geçirdikten sonra, ikimiz de gülmeye başlıyoruz. O an, gerçekten hayatın bir film olduğunu hissediyorum. Sevgilim de bu durumu espriyle cevaplıyor:

Sevgilim: “Buna kesinlikle bir komedi filmi yapmalıyız, sen başrol oyuncususun!”

Ben: “Kendi hayatımızın komedi filmi olmak zorunda mıyız?”

Sevgilim: “Tabii ki! Başka ne olabilirdi ki?”

Güldük ama o an, gerçek bir film gibi düşündüğümde, tüm bu süreçte bazen komik anlar yaşarken, bazen de ciddi olarak, “Ya filmdeki gibi değil de, hayat bambaşka bir yerde mi?” sorusu kafamda dönüyor.

Sonuç: Hayat Bir Film Mi?

Favori filmin İngilizcesi ne sorusunun cevabını ararken, aslında bir filmdeki gibi yaşamak yerine, hayatın her anının bir film sahnesi gibi olabileceğini fark ediyorum. Yaşadığım komik anlar, içsel diyaloglar, film sahneleriyle benzerlikler… Hepsi birbirine bağlanıyor ve bir noktada hayatımın, biraz eğlenceli bir şekilde, bazen trajik, bazen komik bir film senaryosu gibi ilerlediğini kabul ediyorum.

Bazen abartılı düşüncelerle kafamı bulandırırken, sevdiğim filmleri izlerken hayata daha farklı bir açıdan bakabiliyorum. Kimseye belli etmiyorum ama bazen “Benim hayatım, biraz da olsa bir film olmalı” diyorum. Gerçekten de bu soruya son noktayı koymak zor. Ama galiba, filmler ve hayat arasında ince bir çizgi var. Hangi tarafı seçtiğin, belki de bizim favori filmimizin gerçek versiyonunu bulmamıza yardımcı olacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
piabellacasino