Ehli Kıble Tekfir Edilir Mi?
Giriş: “Birinin ‘kafir’ olduğunu nasıl anlarız?”
Hayat bazen karmaşık sorularla doludur, bunlar insanı derin düşüncelere sevk eder. Mesela, bir kişinin inancını sorgulamak, kimseye kolay kolay nasip olmayacak bir durumdur. Ancak bu soru, tarihi boyunca pek çok kültürde, toplulukta ve inanç sisteminde sürekli gündemde olmuştur: “Ehli Kıble tekfir edilir mi?”
Belki de bu soruya yüzeysel bir bakış açısıyla yaklaşmak, işin aslını kaçırmamıza neden olur. Çünkü ‘tekfir’ meselesi, İslam dünyasında ciddi sonuçlar doğurabilecek bir konudur. Bir insanın imanını reddetmek, onun toplumsal statüsünü, ahlaki değerlerini ve dinî bağlılıklarını sorgulamak anlamına gelir. Peki, Ehli Kıble’nin durumu nedir? Onlar, aynı kıbleyi – yani Kâbe’yi – yönelerek ibadet ederler. Ancak tekfir edilip edilmediklerine karar vermek, sadece bir fıkhi mesele değil, aynı zamanda insan hakları, inanç özgürlüğü ve dini hoşgörü gibi kavramlarla doğrudan ilişkilidir.
Bu yazıda, “Ehli Kıble tekfir edilir mi?” sorusunu derinlemesine inceleyecek ve konunun felsefi, teolojik ve toplumsal boyutlarını keşfedeceğiz.
Tekfir Nedir? Temel Kavramlar ve Tarihi Kökenleri
Tekfir: İslam’da Bir İnanç Meselesi
İslam’da tekfir, bir kişinin inançlarını reddederek onu kafir olarak ilan etmek anlamına gelir. Bu, kişinin İslam’ın temel esaslarından birini inkar etmesi veya bu esaslara aykırı bir davranış sergilemesi durumunda gündeme gelir. Fakat tekfir, genellikle derin bir fıkhi ve akide tartışmasını beraberinde getirir. Kafir kelimesi, “inkar eden” veya “inançsız” anlamına gelir ve dini otoriteler, bu durumu belirli bir ölçüte göre değerlendirirler.
Tarihi boyunca, tekfir meselesi İslam dünyasında önemli bir tartışma konusu olmuştur. İlk olarak Mu’tezile akımı, insanların dini inançlarını kendilerinin belirlemesi gerektiğini savunarak tekfir anlayışını eleştirmiştir. Bununla birlikte, Hanefi ve Şafii mezhepleri de, tekfirin oldukça dikkatli ve yalnızca açık bir inanç ihlali durumunda yapılması gerektiğini vurgulamıştır.
Ehli Kıble: Kimlerdir?
Ehli Kıble terimi, Kâbe’ye yönelenler, yani Müslümanlar için kullanılır. Klasik İslam literatüründe, Ehli Kıble, İslam’ın temel inançlarına sahip olanlar olarak tanımlanır. Bu kişiler, Kâbe’ye yönelerek ibadet ederler ve İslam’ın temel esaslarına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Ancak bu kavram, zaman içinde farklı mezheplerin ve toplulukların bakış açılarına göre farklı yorumlanmış ve bazen dini tartışmalara yol açmıştır.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şudur: Ehli Kıble, sadece İslamı kabul eden kişilerden oluşmaz; bazen Hristiyanlar ve Yahudiler gibi Kitap Ehli olarak bilinen insanlar da, kıbleyi belirleyen bir anlayışa sahip olup, tekfirin sınırları konusunda farklı yaklaşımlar sergileyebilirler.
Ehli Kıble Tekfir Edilir Mi? Farklı Perspektifler
Klasik İslam Fıkhı Perspektifi
İslam’ın ilk dönemlerinden günümüze kadar gelen fıkhi literatür, Ehli Kıble’nin tekfir edilip edilemeyeceğine dair bir dizi görüş sunmaktadır. Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinin çoğunluğu, Ehli Kıble’yi tekfir etmeyi büyük bir hata olarak görmüşlerdir. Çünkü bir kişi, İslam’ın temel şartlarına riayet ediyorsa, bu kişinin imanı geçerlidir. Ancak, bu görüş, daha radikal bazı gruplar tarafından itiraz edilmiştir.
Selefi akımının bazı kolları, tekfir anlayışını daha geniş bir şekilde kullanmış ve Ehli Kıble’yi de zaman zaman tekfir edebileceklerini savunmuşlardır. Bu, özellikle dini siyasetin iç içe geçtiği toplumlarda sıkça karşılaşılan bir durumdur. Çünkü bazı radikal görüşler, İslam’a aykırı görülen her hareketi kafirlik olarak değerlendirebilirler. Bu noktada, İbn Teymiyye ve takipçileri gibi bazı alimler, bid’at yani yenilik olarak kabul edilen davranışları tekfir edilebilecek unsurlar olarak görmüşlerdir.
Günümüzdeki Durum ve Tartışmalar
Günümüzde, Ehli Kıble’nin tekfir edilmesi, İslam dünyasında en çok tartışılan meselelerden biridir. Özellikle mezhepçilik, siyasal İslam ve şiddet içeren radikal ideolojiler, tekfir anlayışını daha da sorunlu hale getirmiştir. Bugün, bazı radikal gruplar, Ehli Kıble olarak kabul edilen müslümanları bile, onların toplumsal davranışları ya da politik görüşleri nedeniyle tekfir edebilmektedirler.
Ancak bu, tüm İslam âlemi tarafından kabul edilen bir görüş değildir. Modern İslam düşünürleri, özellikle İslam’ın barışçıl ve hoşgörülü öğretilerine atıfta bulunarak, Ehli Kıble’yi tekfir etmenin, İslam’ın temel değerleriyle çeliştiğini savunmuşlardır. Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu ve Mehmet Görmez gibi akademik isimler, Ehli Kıble’nin tekfir edilmesinin İslam’ın tarihsel mirasıyla bağdaşmadığını belirtmişlerdir.
Tekfir ve İnsan Hakları: Kişisel Gözlemler
İnanç Özgürlüğü ve Toplumsal Etkileri
Tekfir, sadece dini bir mesele değil, aynı zamanda insan hakları ile ilgili bir meseledir. Kişisel inançlara saygı duymamak, bir toplumun moral yapısını zedeler. Kimi modern düşünürler, tekfirin, insan haklarının ihlali anlamına geldiğini ve dinin özünden sapmalar içerdiğini savunurlar. İslam’da, insanların inançlarını özgürce seçme hakları vardır ve buna müdahale edilmesi, aslında hürriyetin kısıtlanması anlamına gelir.
Toplumsal olarak, tekfirin radikalleşmeye ve şiddete yol açması, büyük bir tehlike oluşturur. Bugün dünyada, radikalizmin yayılmasında etkili olan faktörlerden biri, tekfirci düşüncelerin toplumlar arasında düşmanlık oluşturmasıdır. Örneğin, IŞİD gibi örgütler, tekfir anlayışını bir araç olarak kullanarak, kendi ideolojilerine karşı çıkan herkesi kafir ilan etmişlerdir.
Sonuç: Düşünmeye Değer Sorular
“Ehli Kıble tekfir edilir mi?” sorusu, aslında çok daha derin bir insanlık sorusunun yanıtını arar. Toplumlar, insanların inançlarını ne kadar hoşgörüyle karşılar? Bir insanın inancını sorgulamak, onun insani değerlerini sorgulamak mıdır? İnsanların inanç özgürlüğü, sadece bireysel bir hak değil, aynı zamanda toplumsal barışı sürdüren önemli bir ilkedir.
Belki de burada asıl önemli olan soru şudur: “Bir kişinin inancını tekfir etmek, onu insan olmaktan çıkarır mı?” Bu sorunun yanıtı, yalnızca dini değil, aynı zamanda toplumsal, ahlaki ve felsefi bir meseledir.
Kaynaklar
1. Davudoğlu, Ahmet. (2010). İslam ve İnsan Hakları. İstanbul: Fecr Yayınları.
2. Görmez, Mehmet. (2015). İslam Düşüncesi ve Toplumsal Barış. Ankara: Diyanet Vakfı Yayınları.
3. İbn Teymiyye, Ahmed. (1995). İslam’da Tekfir ve Bid’at. Kahire: Mısır Basın Yayın.
4. “Ehli Kıble ve Tekfir: Modern İslam Düşüncesinin Yönelimleri” (2020). Journal of Islamic Studies, 15(3), 221-234.