İçeriğe geç

Çocukları sakinleştirmek için ne verilir ?

Çocukları Sakinleştirmek İçin Ne Verilir? Felsefi Bir Sorgulama: Etik, Bilgi ve Varlık Üzerine

Bir filozof için her soru, insanın kendine sorduğu derin bir aynadır.

Çocukları sakinleştirmek için ne verilir?” sorusu ilk bakışta pratik bir ebeveynlik sorunu gibi görünse de, aslında insanın varoluşla kurduğu ilişkinin özüne iner. Çünkü burada mesele, bir çocuğun sakinleşmesinden çok, insanın huzuru neyle bulduğudur.

Bir çocuk huzursuzken, biz de kendi içimizdeki huzursuzluğu görürüz. Bu yüzden bu soru, yalnızca çocuklara değil, hepimize yöneltilmiş bir felsefi çağrıdır.

Etik Perspektif: Sakinleştirmek mi, Bastırmak mı?

Etik açıdan bakıldığında, bir çocuğu sakinleştirmek, ona iyilik yapmakla eşdeğer midir?

Birçok ebeveyn, çocuğu “susturmak” ile “sakinleştirmek” arasındaki farkı gözden kaçırır.

Oysa bu fark, ahlaki dünyanın temelini belirler.

Çocuğa bir şeker verip onu susturmak kolaydır; ama bu eylem, çocuğun duygusunu bastırmak anlamına gelir. Aristoteles’in erdem etiğini hatırlarsak, erdem aşırılıkla değil, dengeyle bulunur.

Bir çocuk öfkelendiğinde veya ağladığında, onu hemen yatıştırmak yerine, duygusunun nedenini anlamak etik olarak daha değerlidir. Çünkü o zaman çocuğu değil, duyguyu dönüştürmüş oluruz.

Etik bir soru: “Sakinlik” dediğimiz şey, gerçekten içsel huzur mu, yoksa toplumsal itaatin maskesi mi?

Bir çocuğu sakinleştirmek, aynı zamanda bir toplumsal norm üretimidir: Sessiz çocuk, “iyi” çocuktur. Ancak bu sessizlik, bazen sadece bastırılmış bir sesin yankısı olabilir.

Epistemolojik Perspektif: Sakinliğin Bilgisi

Epistemoloji — yani bilginin doğası — açısından baktığımızda, çocuk sakinliği nasıl öğrenir?

Bir çocuk sakin olmayı “öğretilerek” mi kazanır, yoksa “görerek” mi?

Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım” önermesini çocuklar için yeniden yazarsak: “Gözlüyorum, öyleyse öğreniyorum.”

Bir çocuk, sakinliği en çok ebeveyninin davranışlarından öğrenir. Eğer ebeveyn kendi içsel fırtınalarını bastırmak yerine yönetebiliyorsa, çocuk da bunu sezgisel olarak içselleştirir.

Yani çocuklara verilmesi gereken şey bir ilaç, bir oyuncak ya da bir yiyecek değil; felsefi bir bilgeliktir: Duyguların geçici, varoluşun ise sürekli olduğunu kavrayabilme becerisi.

Bu noktada bilgi, yalnızca akılla değil, varoluşla bütünleşir. Çocuğa “sakin ol” demek yerine, “neden öyle hissettiğini” anlamaya yönlendirmek, epistemolojik olarak derin bir fark yaratır.

Bilgi, burada deneyimle yoğrulur: çocuk kendi duygusunu bilmeye başladığında, kendini tanımaya da başlar.

Epistemolojik bir soru: Gerçek sakinlik, öğrenilen bir bilgi midir, yoksa hatırlanan bir varlık halimi?

Ontolojik Perspektif: Varlığın Sakinliği

Ontoloji, yani varlık felsefesi, bize şu temel soruyu sordurur:

Bir çocuk neden huzursuz olur?

Çünkü insan, doğası gereği eksiktir. Heidegger’in deyimiyle, insan “dünyaya fırlatılmış” bir varlıktır; huzursuzluğu, kendi varoluşunun dinamiğidir.

Dolayısıyla bir çocuğun huzursuzluğu, varlığın hareket halindeki halidir. O, kendini, dünyayı ve sınırlarını keşfederken sarsılır, ağlar, öfkelenir.

Anne veya baba bu sürece müdahale ettiğinde, aslında ontolojik bir dengeye dokunur:

Çocuğa verilen şey yalnızca “sakinleştirici” değil, varoluşu şekillendiren bir anlamdır.

Ona sevgiyle yaklaşmak, varlığını onaylamaktır; onu susturmak, varlığını bastırmaktır.

Ontolojik bir soru: “Bir varlık, tamamen sakinleştiğinde hâlâ canlı mıdır?”

Belki de sakinlik, varoluşun değil, ölümün sessizliğidir. Gerçek yaşam, hareketle, gürültüyle, keşifle anlam bulur.

Sonuç: Çocuğa Ne Verilmeli?

Çocukları sakinleştirmek için ne verilir?

Ne bir şeker, ne bir tablet, ne de bir susturucu söz.

Çocuğa verilecek en derin şey, anlayıştır.

Etik açıdan sevgi, epistemolojik olarak bilgelik, ontolojik olarak kabul.

Bir çocuk, kendini anlaşıldığını hissettiğinde zaten sakinleşir; çünkü o anda varlığının tanındığını hisseder.

Bu, hiçbir nesnenin sağlayamayacağı kadar derin bir huzurdur.

Felsefi olarak, çocuğu sakinleştirmek demek, ona “var olma hakkını” tanımaktır.

Ve belki de asıl soru şudur:

“Biz yetişkinler kendi içimizdeki çocuğu sakinleştiremeden, bir başkasına huzuru nasıl verebiliriz?”

#Felsefe #Etik #Epistemoloji #Ontoloji #ÇocukVeFelsefe #İnsanınHuzuru

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
piabellacasino